Pazartesi Eyl 24

Fiili meşru mücadeleden gelen kadınlar meclisi mevziye çevirebilir

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

24 Haziran genel seçimlerini geride bıraktık. Tayyip Erdoğan’ın kendi gelecek hayallerine paralel bir şekilde halka dayatılan 24 Haziran erken seçimi hem öncesinde hem de sonrasında bir dizi tartışmayı beraberinde getirdi.

Her seçimin vazgeçilmezi haline gelen şaibeler 24 Haziran vesilesi ile de tartışıldı. Sistem partilerinin seçim öncesindeki vaatleri, hedefleri ve seçim sonuçları ile birlikte başlayan kimin kazanan olduğu tartışmaları, seçim sonuçlarının her partinin kendi içinde yarattığı çatışmalar bir süre daha gündem olmaya devam edecek gibi görünüyor.

Bu tartışmalar sürerken seçim öncesinde partiler milletvekili listelerini oluştururken de, tartışılan ve seçim sonuçlarının yarattığı tablo ile birlikte üzerinde durulması gereken önemli bir konu meclise girmeye hak kazanan kadın milletvekili sayılarının durumudur.

HDP ile birlikte kadın mücadelesi açısından da bir mevzi haline gelen mecliste; her partinin kadın milletvekili yüzdesi aslında kadınlara, kadınların siyasetle kurduğu ilişkiye de yaklaşımını gözler önüne sermektedir. Milletvekili aday listeleri hazırlanırken de açığa çıkan tablo sistem partileri açısından seçim sonuçları ile birlikte tescillenmiş oldu.24 Haziran seçimleri için hazırlanan ve Yüksek Seçim Kurulu’na verilen listelerde 600 milletvekili adayı içerisinde partiler arasında en fazla kadın aday gösteren HDP olmuştu. AKP listesinde 126 kadın adaya, CHP 137 kadın adaya yer verirken, HDP’nin gösterdiği kadın sayısı 230’du. Kadın adayların bazıları, aday gösterildikleri kentlerin ilk sırasında yer aldı. HDP, yine milletvekillerinin tamamını çıkaracağını düşündüğü Şırnak, Van ve Mardin gibi kentlerde kadın ve erkek aday sayısına eşit dağılım yaptı.

Vekil sayısı 600’e çıkarılan 24 Haziran seçim sonuçlarına göre, Meclis’e giren kadın milletvekili sayısı da belli oldu. Yeni dönemde 118 kadın milletvekili Meclis’te olacak. Bu rakam meclisin % 19’unun kadınlardan oluştuğunu gösteriyor. Mecliste 67 vekili olan HDP’den 25, 293 vekili olan AK Parti’den 50, 146 vekili olan CHP’den 19, 49 vekili olan MHP’den 5, 43 vekili olan İYİ Parti’den 3 kadın milletvekili Meclis’te olacak.

7 Haziran seçimlerinde 97’ye çıkan kadın vekil sayısı, 1 Kasın seçimlerinde 76’ya düşmüştü. Şimdi ise 550’den 600’e çıkarılan vekillerin 118’i kadınlardan oluşuyor.

Üç yıllık bir zaman dilimi içerisinde gerçekleştirilen bu üç seçimde açığa çıkan tabloyu sadece kadınların sayısal temsiliyeti üzerinden bile incelediğimizde sistem partilerinin kadınlara yaklaşımını, kadın politikalarını, kadınları siyasette gördükleri noktayı anlayabiliriz. Başta söz hakkı olmak üzere kadınların bütün haklarını gasp etmeyi amaç edinmiş bir AKP gerçekliği ve ona muhalefet iddiasında olan diğer sistem partilerinin söz konusu kadınlar olduğunda AKP’yi aratmayan erkek egemen zihniyetleri ve bu zinciri kırma iddiası taşıyan, pratik olarak da hayata geçirmeye çalışan HDP’li kadın vekillere yönelik saldırılar… Bütün bunları bir arada düşündüğümüzde meclisin erkek egemen yüzünü açık bir şekilde görüyoruz.

Seçim öncesinde HDP’nin baraj altı kalması için yoğun çaba harcayan başta AKP olmak üzere sistem partilerinin çabaları sonuç vermedi ve HDP barajı aştı. HDP ile birlikte ezilenlerin şu an için mücadelede bir mevzisi haline gelen meclis HDP’de vücut bulan kadın temsiliyeti ile birlikte kadınlar açısından da önem kazanmıştır. Çünkü bu temsiliyet kadınların sokaklarda verdiği mücadelenin, bir dizi bedelle edinilen hakların meclise yansımasından başka bir şey değildir. Mücadelenin farklı alanlarında bulunan kadınların ortak enerjisinin yoğun emekle ördüğü dayanışmanın bir sonucudur. Bu yüzden de saldırıların hedefinde olan şey kadınların siyasette, politikada olma istek ve çabalarıdır.

Elbette kadınlar mücadeleyi esas olarak sokakta verdi. Bu kazanımlar da fiili meşru mücadelenin dinamiklerinden beslenerek elde edildi. OHAL sürecinin başından bu yana sokaklara, meydanlara çıkma yasağını defalarca delerek bir dizi deneyim kazandırdılar mücadeleye. Bu direnişin bir parçasını da elbette erkek egemen devlet anlayışının en somut tezahürü olan mecliste verdiler. Şimdi bir kez daha baraj aşıldı. Kadınlar evlerinden, sokaklarından, köylerinden, işyerlerinden meclise kadar direnerek bu mevziiyi korudu. Bu mevziiyi korumak ve etkili kullanmak yine dayanışmayla başarılabilir. Bu dayanışma erkeklerin çoğunluğunu da erkek egemenliğini de; üreticisi olan bu alanda bir kez daha yenilgiye uğratabilir.

(Bir YDK’lı)