Cuma Tem 20

Güzellik Flormar’la değil, direniş ve dayanışmayla olur!

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

Petrol-İş Sendikası Gebze Şubesi’nin örgütlenip çoğunluğu sağlamasının ardından 118 işçinin işten atıldığı Flormar’da direniş 20’li günleri aşmış durumda. 15 Mayıs Salı günü toplu işten çıkarmalara karşı, patronun sendika düşmanı tutumunu protesto etmek üzere Flormar fabrikasının önünde direniş başladı. Flormar patronları direnişteki arkadaşlarına çay molasında alkışlarla destek verdikleri için aynı gün içinde 70 işçiyi daha işten çıkardı. Bu şekilde işten çıkarılan işçi sayısı 120’ye yükseldi. Tam bir işçi kıyımı yaşanan Flormar’da direniş, her geçen gün kamuoyunda daha fazla ses getiriyor.

Diğer taraftan yaklaşık 400 işçi çalıştıran fabrikada şu an üretimin yüzde 60-70 oranında durmuş olduğunu söyleyen işçiler, taşeron işçi alımına başlayan şirkette işyeri hekimi, kalite müdürleri gibi çalışanların da üretimi artırmak için usulsüz bir biçimde üretimde çalışmaya başladığını söylüyor.

Direnişe fabrikada çalışmaya devam eden sendika üyelerinden de, kamuoyundan da yoğun bir destek var. Çoğunluğu kadın işçiler olan direnişin kararlılığı karşısında, patron işçilerin içerideki arkadaşlarıyla temaslarını kesmek için tel örgü ve brandanın ardından fabrikanın önüne iki de otobüs çekti.

2012 yılında yüzde 51 hissesini Fransız markası Yves Rocher’e devreden şirket ile ilgili işçiler şu yorumu yapıyor; “Şirket büyüdükçe büyüdü, daha çok büyüdükçe daha çok ezdiler bizi, sesimizi uluslararası olarak da duyurmak istiyoruz çünkü firmamızın yüzde 51’i Fransızlara ait”


“Kadınlar isterse bu direnişi kazanır”

Direnişin başlangıcından bugüne kadar Flormar fabrikası önünde bekleyen işçilere Gebze emek ve demokrasi güçleri tarafından ziyaretler gerçekleşiyor. Başta kadın örgütlerinden olmak üzere ciddi bir kamuoyu açığa çıkmış durumda. Direnişçilerin çoğunun kadın olması ve kararlı bir şekilde direnişlerini, seslerini duyurma çabaları bunda etkili olmakta. Flormar’ın “Kadın isterse başarır” vb. söylemlerinin yalnızca reklamlarında kalması, ancak kadınlar emekleri için mücadele etmeyi, örgütlenmeyi istediklerinde bunu başaramamaları için elinden geleni yapması da kapitalist sistemin kadınlar karşısındaki en büyük çelişkisinin bur yansıması olarak tarihe geçmiştir. Ancak bu çelişkinin, onların çelişkisi olması, Flormar’ın “Kadın isterse başarır” söyleminin haksız olduğunu göstermez. Aksine direnen kadınların varlığı, bu sloganı gerçek sahiplerinin eline verir!

Flormar ve benzeri kozmetik firmalarda bu ürünlerin yaratıcısı olan işçi ve emekçi kadınlar, kendi hayatlarını sürdürebilmek, asgari oranda bir yaşam standardı tutturabilmek için kimyasallarla iç içe çalışıyor, yaşamlarını tehlikeye atıyorlar. Flormar kendisinin “güzellik ürettiğini” iddia etse de, esas üretici gücün kadınların ellerinde, emeğinde olduğu gerçeğini bizlere unutturmaya, bizi bu gerçeğe yabancılaştırmaya çabalıyor. Ancak bu ürünlerin tanıtımı söz konusu olduğunda yine kadınlara başvurmak zorunda kalan Flormar, kadınların bedeni aracılığıyla ürünlerini pazarlıyor ve yine satış firmalarında kadın emekçiler yoğunluklu çalışıyor. Ancak tüm bunların hiçbiri “kadın dostu” olduğunu iddia eden Flormar’ın emek ve kadın düşmanı olduğu gerçeğini değiştiremiyor.

Kadın düşmanlığı tutumu sadece Flormar’a ait bir tutum da değildir. 100’den fazla ülkede, 6 milyon bağımsız kadın satış temsilcisi ile dikkat çeken AVON’un Gebze’de bulunan deposunda çalışan neredeyse tamamı kadın 8 işçi sendikal faaliyet yürüttükleri gerekçe gösterilerek işten çıkarılmış ve işçiler de bu saldırıyı direnişle yanıtlanmıştı. Bunun gibi yaşanan onlarca direniş örneği var, hepsinde de güzelliğin kimyasallardan değil, kadınların direnişinden ve dayanışmasından geldiği defaatle kanıtlanmıştır. Keza bu kez de Flormar’a dönük boykot çağrılarının yaygınlaşması ve pratik çalışmalarla bu boykotun her yanda duyurulması (ki bu konuda birçok örnek yaşanmaya başladı bile) ile bu “güzellik” hali bulaşıcı olacaktır!


Flormar hakkında kısaca: Bir orta sınıf pazarı

* Flormar, Türkiye’nin ilk yerli ojesini üreten firma. 32 yıl önce bir aile şirketi olarak Sami Şenbay tarafından 1972 yılında kuruldu. 1998’de yönetim yapısını değiştirdi ve atılıma geçti. Kendine orta sınıfı hedef alan bir pazar yarattı! Aslında Flormar bir İtalyan markasıydı. Tüm marka hakları satın alınarak Türkiye’de üretime başlandı.

* Flormar ürünleri Kosan Kozmetik tarafından Gebze’de üretiliyor. 15 bin ve 6 bin metrekarelik kapalı alana yayılan üretim tesisleri ve aylık 7 milyon parça üretim kapasitesi ile Flormar bugün kozmetik sektörünün en güçlü “oyuncuları” arasında yer alıyor.

* “İnsana ve doğaya saygı”, “kadın isterse başarır” vb. sloganlarla medyada yer bulan Flormar’ın yüzde 72’lik hissesi Fransa tekeli olan YvesRocher’de. Yüzde 28’lik hissesi ise İtalya’da doğan Flormar’ı Türkiye kozmetik markası haline getiren Şenbay ailesinde.

* Türkiye kozmetik pazarının yüzde 21’ine sahip olan Flormar, Avusturya, Bangladeş, Birleşik Arap Emirlikleri, Fransa ve Panama’nın da bulunduğu 104 ülkeye ihracat yapıyor. Türkiye’nin ilk 500 ihracatçısı arasında yer alan Flormar’ın 2019 hedefleri arasından 180 tane daha mağaza açma projesi var.

Kuşkusuz üretiminin % 60’ı düşen Flormar’ın bunu başarabilmesi için işçinin güvencesiz çalışmaya razı olması ve emek sömürüsüne sessiz kalmaları gerekiyordu. Hem bunu yapıp hem “kadın dostu” görünebilmesinin tek yolu buydu. Heyhat direnen Flormar işçisi onların bu maskelerini alaşağı etti bile! Şimdi Flormar işçisi ile dayanışma vakti!