Pazartesi Ara 11

Kadın örgütleri: “Birlikte güçlüyüz, itaat etmiyoruz!”

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

Kadın örgütleriyle, yaşamlarının her alanında yükselen, sıradanlaştırılmaya çalışılan ve kurumsallaşan şiddete ilişkin, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddet Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü kapsamında kadın mücadelesinin özneleri ile konuştuk.

Yeryüzü Kadınları “Devletin kadın düşmanı politikalarına itaat etmiyoruz”

Yeryüzü Kadınları “Biz kadınlar her 25 Kasım haftasında olduğu gibi bu yıl da savaşa, erkek-devlet şiddetine, kadın cinayetlerine karşı hayatlarımızı savunmak için sokaklardayız. Devletin, mevcut hükümetin, o “tek adamın” kadını aile içine sıkıştıran kadın düşmanı politikalarına, müftülük yasasına alışmıyoruz, itaat etmiyoruz. Cinsel, psikolojik, fiziksel, ekonomik şiddetle en çok karşılaşan göçmen kadınlar için, KHK’larla işlerinden atılan kadınlar için, topluma nefret tohumları ekilirken her anları tehdit altında olan LGBTİ+’lar için, erkekler tarafından planlı ve sistematik şekilde katledilen kadınlar için, iş yerlerinde tacize ve mobinge uğrayan kadınlar için, açlık grevinin 261. gününde ve hala tutuklu olan Nuriye Gülmen için bu 25 Kasım da tüm kadınlarla birlikte saat 18.00’de Taksim Meydanı’ndayız.”

Sosyalist Kadın Meclisleri “Kadınlar için özgürlük, adalet”

Sosyalist Kadın Meclisleri, “Merhaba 25 Kasım’a giderken biz sosyalist kadınlar Mirabellerden devraldığımız direniş mirasıyla sokaklarda olmaya devam ediyoruz. OHAL’le birlikte elimizden alınmaya çalışılan tüm haklarımız, emeğimiz, özgürlüğümüz ve yaşamımız için direnmeye sözümüzü daha güçlü söylemeye devam edeceğiz. Kadınların tarihi ezilenlerin tarihi olmasının yanı sıra, aynı zamanda direnişin ve özgürlüğün tarihi. Bizlerde tarihin yapıcıları olarak bu 25 Kasım’da tüm kentlerde sokakları meydanları dolduracağız. Daha güçlü haykırıyoruz ‘kadınlar için özgürlük yaşam için adalet’”

Halkevci Kadınlar “Türkiye’de kadınlar birlikte güçlü”

Halkevci Kadınlar, “Biz bu 25 Kasım’da erkek şiddetiyle, din baskısıyla, diktatörlükle kadınları yönetemezsiniz. İTAAT YOK, KADINLAR VAR! diyerek sokaklara çıkıyoruz. Bütün kadınları da daha fazla dayanışmaya daha fazla örgütlenmeye daha fazla mücadeleye çağırıyoruz. OHAL koşullarında hayatlarımızdaki baskı ve şiddet de olağan üstü arttı. Gündelik yaşamımızdan devletin kadın politikalarına kadar her şey hayatlarımızı bir şiddet sarmalına hapsediyor. Kadına yönelik her türlü şiddet artarken AKP kadınları şiddet karşısında koruyan kazanımlarımıza göz dikiyor. Örneğin aile arabuluculuğuyla boşanmayı engelleme, mağdur hakları kanun tasarısıyla şiddet gören kadınları korumasız bırakma, 6284 sayılı kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanunu tartışılır hale getirme, müftülere resmî nikâh yetkisi verip din baskısını medeni hukuk alanına sokma, okullarda cinsiyetçi müfredatla kadın erkek eşitsizliğini büyütme, güvencesiz istihdam genelgesiyle kadınları ekonomik olarak güçsüzleştirme, erkekleri koruyan yargı kararları... saymakta bitmeyecek bir şiddet döngüsü ve kadın düşmanı siyasetle karşı karşıyayız. Bunlara rağmen güçlüyüz. İktidarı rahatsız eden direnişimiz var. Bu ülkede kadınlar yönetilemiyor, buna izin vermiyor. İtaat etmiyor. Türkiye’de kadın hareketinin gücü buradan geliyor. Hayatımıza dair her karar alınmaya çalışıldığında bir araya geliyoruz, sokağa çıkıyoruz, itirazlarımızı söylüyoruz, kendi kararlarımıza, haklarımıza ve birbirimize sahip çıkıyoruz. Bu nedenle Türkiye’de kadınlar birlikte güçlü. Bu 25 Kasım’da da ülkenin her yerinde sokakta olacağız. Tek adamın ve ondan güç alan adamların hayatımızı kontrol etmesine izin vermemek için itaat etmiyoruz. Yarın akşam Taksim’de ve bütün Türkiye’de sokaklarda olacağız.”

EMEP’li kadınlar “Kadınları yok sayan değil, yaşatan yasalar...”

EMEP’li kadınlar, “Bu yıl ki 25 Kasım kadına yönelik şiddete karşı mücadele günü geçtiğimiz yıllarda ki mücadele gününden daha az sorunla gidilen bir gün olmayacak. Ne yazık ki şiddettin boyutu, niteliği gün geçmiyor ki hızla artıyor. Hükümetin çıkardığı her yasa mevcut hakları gasp eden, yeni dedikleri haklarda da tamamen kadını yok sayan eve kapatan bir anlayış hâkim. Evde kocaya işte patrona mahkûm kılınan bu anlayış elbette ki tesadüf değil hükümetin kadın politikasıdır. Şort giydiği için tekme atılan, ayrılmak istediği için sokakta, evde öldürülen, zorla evlendirilmek istendiği için evden kaçan, kimliğini kazanmak İçin verdiği her türlü mücadele şiddete uğrayan, çalıştığı fabrikada kadın olduğu İçin uğradığı ayrımcılığa ve tüm kadınların yaşadığı her türlü şiddetin ve sorun ilk sorumlusu devlettir. Kendi vatandaşı olan her bir kadının başta yaşam hakkını korumakla yükümlü olan devlet ne yazık ki ne kendi vatandaşını nede göçmen kadınları korumuyor-koruyamıyor. Bu yılki talepler arasında başta OHAL’in son bulmasını, kadın katliamlarının son bulmasını, müftülük yasası ve benzeri yasaları değiştirip kadınları öldüren yok sayan değil yaşatan ve koruyan yasalar yapmalarını talep edeceğiz.”

İstanbul LGBTİ  “Nefrete ve şiddete hayır demek için omuz omuza”

İstanbul LGBTİ, “Bizler, bu coğrafyada eşit yaşamı kurmak isteyen, nefrete ve şiddete karşı; yurttaşların ve dahi türlerin eşitliğini savunan hak savunucuları transfobi karşıtları olarak, erkek devletin kanunları, adaleti altında nefret saldırılarına, cinayetlerine kurban giden bizleriz. Fakat son 2 yıldır bizlere dayatılan politikalar, bu kazanımlarımızı yok etmeye, dayanışma alanlarımızı dağıtmaya ve varlığımıza yönelik yok etme saldırılarına dönüşmüştür. Her geçen zaman baskıların ve hedef haline getirmelerin çoğalmasıyla bu coğrafyada dayanışma ağlarımızı daha sıkı kurup baskıya nefrete ve şiddete karşı hep birlikte direnmeye devam edeceğiz. Toplumun dayattığı normları reddederek heteronormativeye başkaldıran bizleriz. Bu 25 Kasım’da yine kadınlarla özgürlüklerimiz adına, nefret saldırılarına ve şiddete hayır demek için omuz omuza yan yanayız.

Demokratik Kadın Hareketi “Ezilen kadının bilincini birlikte ayyuka çıkarmaya çağırıyoruz”

Demokratik Kadın Hareketi, “Bizler kadına yönelik şiddet karşı mücadelemizin 57 yılında sokakta olmaya devam edeceğiz. Kadının birleşik mücadele anlayışını güçlendirmek için, şiddetin bir insanlık suçu olarak yaşam haklarımıza gaspın son bulması için, sokaklara ataerkil ve kapitalist sisteme karşı ezilen kadının bilincini bizlerle birlikte ayyuka çıkarmaya çağırıyoruz. Kadının özgürlüğü ve kurtuluşu yolunda direnerek ölümsüzleşen Mirabel Kardeşlerin 57. ölüm yıldönümünde yitirdiğimiz tüm kadınları mücadeleyi büyütme sözüyle anıyoruz.

Türkiye/Kuzey Kürdistan topraklarında 20 Temmuz 2016 yılından bu yana devam eden OHAL koşullarında ikinci 25 Kasım’ı karşılarken geçtiğimiz yıl maruz kaldığımız polis şiddeti, gözaltı ve 25 Kasım alanlarında devletin baskı aygıtlarının uygulamak istediği aşırı güç kontrolü, OHAL bahane gösterilerek gerçekleştirilmişti. Ancak, hiçbir baskı kadınların Mirabel Kardeşler’in direnişini sokağa taşımalarına engel olamamıştı. Bizler, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadelemizin 57. yılını karşılarken sokakta olmaya devam edeceğiz, tüm kadınları, kadının birleşik mücadele anlayışını güçlendirmek için, şiddetin, bir insanlık suçu olarak; yaşam haklarımıza gaspın son bulması için sokaklara, ataerkil ve kapitalist sisteme karşı ezilen kadının bilincini bizlerle birlikte ayyuka çıkarmaya çağırıyoruz.”

Yeni Demokrat Kadın “Kimse bu dayanışmamızı parçalayamayacak, şiddet sıradanlaşmayacak!”

Yeni Demokrat Kadın, “Erkek egemen sistemin kadınları, LGBTİ+’leri, hayvanları, doğayı baskılayan, bunun için de her türlü şiddeti uygulamayı kendine meşru gören politikaları; bugün OHAL ve uygulamaları gibi meşrulaştırılmaya, sıradanlaştırılmaya; buna karşı çıkanlar da terörize edilmeye çalışılıyor. Bu 25 Kasım tam da buna isyanın sesi oldu! Kadınlar olarak şiddete, OHAL’e, sömürüye, yok sayılmaya, homo-transfobik uygulamalara karşı sokağa çıktık. Helin Palandöken de, katledilen kadınlar da yanımızda, yanı başımızdaydı; Tarsus, Elâzığ, Urfa’da, Bakırköy’de, Kandıra’da direnen tutsak kadınlar da... İşten atılmalara karşı direnen kadınlardık alanlar da, OHAL ve Kürt düşmanı politikalarla sindirilmeye çalışılan Kürtlerdik. Kimse bu dayanışmamızı parçalayamayacak, şiddet sıradanlaşmayacak! Sonuna kadar kadın mücadelesi, sonuna kadar dayanışma!”