Perşembe Eki 19

“Veganlık ve Kadın Mücadelesi” konulu atölye gerçekleştirdik

Dikkat, yeni bir pencerede aç. PDFYazdıre-Posta

16-18 Ağustos tarihleri arasında düzenlediğimiz YDK kampında tartışacağımız konulardan bir tanesi de “Veganlık ve Kadın Mücadelesi”ydi. Kampımızın yoğunluğundan kaynaklı yapamadığımız atölyemizi 13 Eylül Çarşamba günü Feminist Mekan’da düzenledik. İlk olarak veganlığın ne demek olduğuna dair bir dizi tartışma gerçekleştirdik. Tartışmamız sorular ve cevapların yanıtlanması ile ilerledi. Veganlığın bir gıda tercihi değil esas olarak insan ve doğa arasındaki ilişkinin düzenlenmesi ve hayvanlar üzerindeki tahakküm ve iktidarın reddi olduğunu konuştuk. Her şeyden önce bugün hayvanlar üzerinde iktidar ve tahakküm kurabiliyoruz diye hayvanları yemek gibi bir hakkımız var mı? Sorusu üzerinden yürüttüğümüz tartışma oldukça verimliydi. Yaşamsal anlamda hayvanları yemeden de hayatta kalabileceğimizi ve bu durumun insan sağlığı açısından da sorun olmadığını konuştuk. Öte yandan tartışma içerisinde insanların hayvanları yerken ortaya koyduğu argümanın sadece et yemek üzerine kurulu olmadığı aynı zamanda bunu yaparken hayvanlardan üstün bir canlı statüsüne kendisini yerleştirdiğini, ancak bunun bir hak olmadığını konuştuk. Yaşamsal gıda ihtiyacı olarak hayvan yemenin meşrulaştırıldığını konuştuğumuz atölyede, hayvanların bedenlerini kullanmak ve onları soframıza taşımanın doğanın bir kanunu olmadığını da konuştuk.


“Sorun hayvanları nasıl kullandığımız değil, onları kullanıyor olmamız!”

Tüm bu çerçevede hayvan sömürüsü üzerine kurulu bu sistemin neresinde olduğumuzu sorgularken, iktidarın bugün hayvanlara yönelik tecavüzler ve cinayetler ile kadınlara yönelik şiddet arasında ciddi oranda kesiştiğini konuştuk. Kadın mücadelesi yürütenlerin hayvanlar içinde mücadele yürütmek zorunda olduğunu tartışarak, kadın mücadelesi yürüterek zaten “marjinal olan biz kadınlar” daha fazla bu tepkiyle karşılaşmamak istediğimiz için bunu belli ölçülerde meşrulaştırdığımızı konuştuk. Çok fazla hayvan tüketilen bu dünya üzerinde “daha hızlı bulabildiğimiz, yaşamımızı kolaylaştıran” yiyecekleri tüketmeye eril sistemin bizi yönelttiğini tartıştık. Hayvan yemenin basit ve doğal bir eylem olmadığını konuşarak, eril kültüre pek çok açıdan sıkı sıkıya bağlı olduğunu tartıştık. Hayvan kullanımının insanlar açısından zorunluluk değil keyfiyet, kolaylık ve damak tadı iken hayvanların katledilmesine, tacize ve tecavüze uğramasına göz yumuyor olduğumuzu konuştuk. Sorunun hayvanları nasıl kullandığımız değil, onları kullanıyor olmamız olduğunu gördük. Bu konular üzerinde yürüttüğümüz tartışmalarımızı devam ettirerek, pratik olarak yapabileceğimiz vegan ürünler içinde önümüze bir atölye koyarak etkinliğimizi sonlandırdık.